![]() bidiboom |
Eklenme Tarihi:2010-02-09 Zamanında bir karikatür görmüştüm : Adam yanıbaşındaki kıpır kıpır hareket eden ve içinden cik cik sesleri gelen yastığa dalgın dalgın bakıp şöyle diyordu : “Kendime çok güzel bir kuştüyü yastık yaptım ama... acaba tüylerin kuşlarını çıkarsa mıydım?!”. Herhalde paradigma sözcüğünü bundan daha iyi ve kestirme başka birşey anlatamazdı. Biliyoruz ki algılayış, algılanan kadar algılayanla da çok ilgili. Hani şu yarım bardak suya bakıp, birinin yarısı dolu, diğeri yarısı boş bir bardak görmesi gibi. Ne kadar çok parametre var işin içinde : Var olan herşey habire yerinden oynuyor; biz ne kadar sabitleştirmeye çalışsak ta değişmeyen şey aslında değişimin kendisi. Dolayısıyla daha düne kadar incecik olan kadın, bugün selülitli, yağlı bir kadın olup çıkıyor. Sonra algıladığımız şeyin kendisi de değişiyor : Sabah evden öpüp çıktığı esmer karısı, akşam adama sarışın görünüyor. Bir de algılayanın özelliklerini katın buna : Sabahki düzgün, namuslu karısı, akşam ucuz fahişeye benzemişse, eyvah! Paradigma terimi ne zaman kullanılsa bir şikayettir gider. İnsanlar ne zaman bir problem yaşasa nedenlerini araştırdığında ilk tosladığı kavram bu oluyor sanki. Doğru da aslında.. evet, paradigmalarımız bizi gerçeği algılayamayacak hale getirebilir. Hatta bu “getirebilir” oldukça ılımlı bir ifade bence; çoğu kere ciddi problemlere bile yol açabilir. Hele insan ilişkilerinde! İnsan dediğimiz şu içine puding doldurulmuş prezervatif hareketliliğine sahip varlıkların birkaçının, hele de neyi niye öyle algıladığını bilmiyorsa, yaşayacağı şey, paradigmaların çatışmasından başka ne olur ki.. Önce dans diye başlar, sonra birbirlerinin ayağına bastıkça dans bir tür savaşa dönüşür.. bu niye böyle olur bunu anlamazlarsa, gene eyvah! Doğan Cüceloğlu’nun bir kitabında bunu çok güzel anlatan bir hikaye okumuştum : Adam bir hanım arkadaşıyla sohbet ederken kadın şöyle der: “Kocam kıskançlıkta Othello’ya taş çıkartıyor atık! İyice zıvanadan çıktı. Dün gezmeye çıktık, ben de çok şık mini bir etek giymiştim. X meydanından geçerken adamın biri bana bir baktı ve gelip bizden sigarası için ateş istedi. Seninki kıskançlıktan gözü dönmüş, adamın kafasını yardı.” Adam arkadaşının evinden tam çıktığı sıra yolda kadının kocası olan diğer arkadaşıyla karşılaşır. Hal-hatır sorunca kadının kocası şöyle bir şey söyler: “Sorma azizim, artık memlekette arlı-arsız herkes sokakta, güvenlik diye bir şey kalmadı. Dün karımla gezmeye çıktık, o da çok pahalı küpeler takmıştı, adamın biri karımın küpelerini gördü, üstümüze öyle bir gelişi vardı ki, hemen müdahale ettim, adamı bir hamlede yere indirdim.” Şaşkınlıktan küçük dilini yutmak üzere olan adam yolda giderken, başı sargılarla bir diğer arkadaşına denk gelir. Arkadaşına ne olduğunu sorunca aldığı cevap şöyle olur : “Sorma, dün X meydanında banklardan birinde oturmuş dinleniyordum. Sigara içmek istedim, ama kibritim yoktu. Tam o sırada, dışarıdan baksan beyefendi diyeceğin bir adamla yanında kaknem, yaşlıca bir kadın geçiyor ve adamın elinde sigara var. Hemen gidip ateşini isteyecek oldum, olmaz olaydım, adam yerden bir taş aldığı gibi üzerime saldırdı. Millet artık çıldırmış.” Üst üste bu kadar hikayeden sonra merakından gidip konuyu araştırınca gazete arşivinden o günün haberleri arasında küçücük bir haber bulur : “İyice bir aileden geldiğini düşündüren bir delikanlı aşırı alkol sonucu X meydanında yere yığılmış, düşerken başını taşa çarptığı için hastaneye kaldırılmıştır.” Acaba 10 yıl birlikte yaşayıp birbirimizi gene de tanıdığımızı söylememiz bir soru işareti değil mi? Ancak paradigma her zaman bize çelme takmaz. Hatta çoğu kere bizi detaylara emek vermekten ve içinde kaybolmaktan korur. Tıpkı koyunların, keçilerin çalılara takılmadan, canları yanmadan, ve oyalanmadan aynı patikalardan geçip gittikleri gibi, beyin de, eğitimle ve tercihlerle kazandığı belli düşünce yollarından düşünür. Bu aslında insana hizmet eden bir tür nörolojik kolaylıktır. Peki hangisi? Paradigma başa bela bir algı bulutu mu, yolumuzu açan bir rehber mi? Galiba ikisi birden; hangi uca daha yaklaşacağımızı biz belirliyoruz. Daha korkulu, daha kaygılı, daha çok duvarlı ya da daha yabancı insanlarda paradigma özellikle hayatı ve insanları tanımlama seviyesinde rol oynar, hatta diyebilirim ki, neredeyse hükmeder. Daha açık, daha yaralanan, daha acı çekebilen ,daha güçlü, daha kendini tanıyan, bu tür insanlardaysa paradigma, daha çok hizmet eder. Ben paradigmayı da hayatın sunduğu herhangi bir diğer araç gibi algılıyorum. Neşter ameliyatta da kullanılabilir, adam öldürmede de. Bu, kullanan kişini seçimidir. |
||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
Bu üyeye mesaj gönder
![]() bidiboom |
Eklenme Tarihi:2010-02-09 00:32:16 Avat :) Bu sefer essay olmaya eccük daha yakın.. evet abiler ablalar, yorumlar ellerinizden öper.. bekleriz efenim.. |
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() Sarp YAMAÇ |
Eklenme Tarihi:2010-02-09 07:44:28 Sorun bazen sorunu tanımlayan için sorundur. Tanımlayan için görülen sorun, bazen sorun tanımlanan için sorun olmayabilir. Sorunu tanımlayanı tanımladığı sorunla tanımlamak bence bu yazının özetidir. |
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() bidiboom |
Eklenme Tarihi:2010-02-09 07:52:08 ama bu yorumun kendisi de bir paradigma ürünü! işte dediğim de bu : hooop! bir paradigma makinasının bir tarafından öküzü, ineği, koyunu, insanı sok.. öbür taraftan salam, sucuk, sosis, tanımlanmış adam çıksın! Dönüp dolaşıp gene aynı sakatlık! Görmeyince yok olmuyor.. gördüğümüz için var olmuyor.. |
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
|
|
|
Rss
|
Rss
![]() Üye ol |
|
| Site url: | forum.ascilik.net |
| Açıklama: | Aşçılık forumunda aşçılık mesleğiyle ilgili konular pişiyor. İşallah değerli aşçılarımıza kokusu geliyordur. Sensiz buraların ne tadı ne de tuzu var. Bir eksiğimiz sendin. Gelde tam olsun :) |
| İçindekiler: | Aşçılık forum, Yemek forum, Aşçılar forum, Aşçılık, Aşçılar, Aşçı, Forum, Yemek |
| © 2009 Powered by n45 | Galatasaray Ap. No:45/12 Maslak / İstanbul | Hizmet Şartları | Gizlilik Politikası |